SON DAKİKA
Hava Durumu

#Yol Haritası

bursaekspress - Yol Haritası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yol Haritası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nesife Erdem, 2026 Düğün Sezonuna Damga Vurmaya Hazırlanıyor Haber

Nesife Erdem, 2026 Düğün Sezonuna Damga Vurmaya Hazırlanıyor

Havaların geçte olsa ısınması ve uzun Kurban Bayramı Tatilinden sonra resmi anlamda da başlayan Yaz Dönemi Düğün Sezonunun ve gelecekteki tüm sezonların Bursa’daki gözdesi,favorisi durumunda olan Nesife Erdem markası bir birinden mükemmel gelinlikleri ile 2026 Yaz Düğün sezonunda da oldukça iddialı olduğunu gösterdi. “NESİFE ERDEM” ARTIK TÜM DÜNYANIN TANIDIĞI BİR MARKA..!! Günümüz iş dünyasında çoğu girişim, bir sonraki sezonu ya da bir sonraki yılı planlamakla yetinirken;Bazı markalar daha baştan zamanı uzun bir çizgi olarak ele alıyor. Nesife Erdem markası da bu yaklaşımın dikkat çeken örneklerinden biri. Yakın zamanda ekip içi bir sunumda paylaşılan ve 2035’e uzanan 50 yıllık yol haritası, markanın yalnızca koleksiyon değil; kültür, anlam ve süreklilik inşa etmeye odaklandığını ortaya koyuyor. Bu vizyonun arkasındaki düşünceyi, markanın kurucusu Nesife Erdem ile konuştuk. NESİFE ERDEM İLE GELECEĞE YOLCULUK..!! ***2035 gibi uzun bir perspektifi bugün konuşmak sizi neden önemli buluyor? —-Bugünün hızına bakarsanız, uzun vadeli konuşmak çoğu zaman lüks gibi algılanıyor. Oysa ben tam tersini düşünüyorum. Uzun perspektif, bir markayı sakinleştirir; acele kararların önüne geçer. 2035’i bugünden konuşmak demek, bugünkü adımların rastlantısal değil, bilinçli olması demektir. Biz bir koleksiyon üretirken ya da bir karar alırken yalnızca “şimdi ne satar?” sorusunu değil, “bu marka 10–20 yıl sonra neyi temsil edecek?” sorusunu da soruyoruz. Bu bakış açısı, sürdürülebilirlikten insan kaynağına kadar her alanda daha sağlam bir zemin kurmamızı sağlıyor. ***Bu kadar uzun bir zaman dilimini planlamak riskli değil mi? Sonuçta koşullar hızla değişiyor. PUSULA GİBİ ÇALIŞAN BİR YOL HARİTASI..!! —-Elbette koşullar değişiyor ve değişmeye de devam edecek. Ancak uzun vadeli planlama, her ayrıntıyı sabitlemek anlamına gelmiyor. Bizim için bu yol haritası, bir pusula gibi çalışıyor. Yönü gösteriyor ama esnek kalıyor. Dijitalleşme, tüketici alışkanlıkları, üretim teknolojileri… Bunların hepsi dönüşebilir. Ancak markanın temel duruşu, değerleri ve neye hizmet ettiği değişmemeli. Uzun perspektif, tam da bu çekirdeği korumak için gerekli. ***Yol haritanızda “kültür” ve “ruh” gibi kavramlar dikkat çekiyor. Bu kavramlar neden bu kadar merkezi? MARKA MUTLAKA RUHA DOKUNMALI- AKSİ HALDE KALICI OLMASI MÜMKÜN DEĞİL. —Çünkü moda yalnızca bir ürün değil; bir dil ve bir hafıza alanıdır. Kültür dediğimiz şey, içinde yaşadığımız coğrafyanın, geçmişimizin ve birlikte ürettiğimiz anlamların toplamı. Ruh ise bunun daha kişisel, daha sezgisel tarafı. Bir tasarımın, bir elbisenin, bir markanın ruha dokunmadığı noktada kalıcı olması mümkün değil. Biz bu kavramları yol haritasına özellikle yerleştirdik; çünkü rakamlarla ölçülemeyen ama markanın uzun ömürlü olmasını sağlayan asıl unsurlar bunlar. ***Bu yaklaşım, markanın günlük operasyonlarına nasıl yansıyor? —-Oldukça somut biçimde yansıyor. Örneğin bir tasarım sürecinde sadece trend raporlarına bakmıyoruz. Atölyede geçen zaman, zanaatın korunması, ekip içindeki bilgi aktarımı bizim için en az sonuç kadar önemli. Kültür ve ruh dediğimiz kavramlar, ekip içi ilişkilerden müşteriyle kurulan dile kadar her noktada kendini gösteriyor. Bu nedenle markayı bir üretim hattı gibi değil, yaşayan bir yapı olarak görüyoruz. ***2026-27 koleksiyonu bu vizyonun neresinde duruyor? 2026-2027 KOLEKSİYONU GELECEĞE BAKARKEN BUGÜNÜ SAĞLAMLAŞTIRMA KOLEKSİYONU OLARAK TANIMLANABİLİR. —-2026 koleksiyonu, bu uzun yolculuğun ilk bilinçli adımlarından biri. Bir anlamda, anlattığımız vizyonun somutlaşmış hali. Bu koleksiyonla birlikte sadece yeni formlar ya da yeni detaylar sunmuyoruz; markanın bundan sonra nasıl bir çizgide ilerleyeceğine dair de bir işaret veriyoruz. Daha sade ama daha derin, daha zamansız ama daha güçlü bir dil kurmaya çalıştık. 2026 koleksiyonu, geleceğe bakarken bugünü sağlamlaştırma koleksiyonu olarak tanımlanabilir. ***Bu koleksiyon, markanın hedef kitlesine nasıl bir mesaj veriyor? TRENDLERİN ÖTESİNDE ,KİŞİSEL BİR DURUŞU OLAN TASARIMLAR SUNUYORUZ..!! —Aslında çok net bir mesajı var: Biz hızlı tüketim döngüsünün bir parçası olmak istemiyoruz. Bir gelinliğin ya da özel bir tasarımın, yalnızca bir gün değil; bir ömür hatırlanmasını önemsiyoruz. 2026 koleksiyonu, bu bakış açısını paylaşan kadınlarla daha derin bir bağ kurmayı hedefliyor. Trendlerin ötesinde, kişisel bir duruşu olan tasarımlar sunuyoruz. ****Genç tasarımcılar ve gelecek nesiller için nasıl bir sorumluluk hissediyorsunuz? SADECE “NASIL TASARLANIR” DEĞİL,”NEDEN TASARLANIR”SORUSUNU DA SORMALARINI İSTİYORUM —-Oldukça güçlü bir sorumluluk hissediyorum. Çünkü bugün kurduğumuz sistemler, yarının tasarımcılarına ya alan açacak ya da onları sınırlandıracak. Genç tasarımcıların yalnızca teknik olarak değil; düşünsel olarak da güçlenmeleri gerektiğine inanıyorum. Onlara sadece “nasıl tasarlanır” değil, “neden tasarlanır” sorusunu da sormalarını istiyorum. Bir markanın ya da tasarımcının topluma, kültüre ve zamana karşı bir sorumluluğu olduğunu anlatmak önemli. ***Bu sorumluluğu pratikte nasıl hayata geçiriyorsunuz? KONTROLLÜ RİSKLERLE GERÇEK ÖĞRENME MÜMKÜN OLUYOR —-Bilgi paylaşımı ve şeffaflıkla. Atölyede yetişen her genç tasarımcıya, sürecin tamamını görme imkânı sunuyoruz. Karar alma mekanizmalarına dahil olmalarını önemsiyoruz. Ayrıca hata yapma alanı tanıyoruz. Çünkü gerçek öğrenme, kontrollü risklerle mümkün oluyor. Gelecek nesiller için en büyük katkının, onlara güvenmek olduğunu düşünüyorum. ***Son olarak, Nesife Erdem markasını 2035’te nasıl bir yerde görüyorsunuz? 2035 VİZYONUNA ŞİMDİDEN HAZIRIZ —2035’te, kökleri sağlam ama dünyaya açık bir marka görüyorum. Kendi kültüründen beslenen, dijital dünyayı doğru okuyan, zamansız bir estetik dili olan bir yapı. En önemlisi de, yalnızca ürünleriyle değil; duruşuyla hatırlanan bir marka. Eğer 2035’te insanlar “Bu marka hep aynı çizgide kaldı ama hep gelişti” diyebiliyorsa, o zaman bugün yaptığımız planların karşılığını almış olacağız. KISA VADELİ BAŞARILARDAN ZİYADE,UZUN SOLUKLU BİR MARKA MİRASININ PEŞİNDE OLABİLMEK GERÇEKTEN ÇOK DAHA ANLAMLI Tüm okuyucularımız hak verecektir bu röportaj, modanın ötesine geçen bir girişimcilik anlayışını gözler önüne seriyor. Nesife Erdem’in 2035 perspektifi, kısa vadeli başarıların değil; uzun soluklu bir marka mirasının peşinde olanlar için dikkatle incelenmesi gereken bir örnek sunuyor

İnegöl’de Afet Risk Azaltma Çalıştayı Gerçekleştirildi Haber

İnegöl’de Afet Risk Azaltma Çalıştayı Gerçekleştirildi

AFAD Bursa İl Müdürlüğü'nün koordinesinde gerçekleştirilen İlçe Odaklı Afet Risk Azaltma Çalıştayları, Şubat ayında Yıldırım ilçesiyle start almıştı. Serinin ikinci durağı ise İnegöl oldu. İnegöl Belediyesi'nin ev sahipliğinde, “Birlikte Planla, Birlikte Güçlen; Dirençli Kent, Güvenli Bursa” mottosuyla yürütülen çalıştay Çarşamba günü icra edildi. Bursa’nın afetlere karşı daha dayanıklı bir yapıya kavuşması hedefiyle kamu kurumları, yerel yönetimler, üniversiteler, meslek odaları ve sivil toplum kuruluşlarının tek çatıda buluştuğu organizasyon, İnegöl’de yoğun bir katılımla gerçekleştirildi. Royal Otel’de saat 10.00 itibarıyla başlayan çalıştay kapsamında, afet risklerinin azaltılmasına yönelik mevcut tablo değerlendirilerek 2027–2032 yıllarını kapsayan yol haritası masaya yatırıldı. Yaklaşık 110 katılımcının yer aldığı etkinlikte; İnegöl protokolünün yanı sıra akademisyenler, İnegöl Belediyesi'nin ilgili daire müdürleri, AFAD temsilcileri, meslek odaları temsilcileri ile DSİ, BUSKİ, Bursa Büyükşehir Belediyesi ve Karayollarının teknik ekipleri hazır bulundu. AFET RİSKLERİ İLÇE ÖLÇEĞİNDE DOĞRU OKUNUR VE YÖNETİLİR Açılış konuşmalarıyla start alan çalıştayda, İl AFAD Müdürü Mehmet Buldan konuklara hitap etti. Bursa Valiliği İl Afet Acil Durum Müdürlüğü koordinasyonunda sürdürülen ilçe bazlı afet risk azaltma çalıştayları kapsamında İnegöl’e odaklanan bu kritik buluşmanın önemine değinen Buldan, “İlk çalıştayımızı Yıldırım ilçesinde gerçekleştirmiştik. Bugün ise bu sürecin ikinci ayağını, ilçe odaklı risk analizlerini temel alan yaklaşımımızla İnegöl’de sürdürüyoruz. Şunu vurgulamalıyız ki afet riskleri artık il genelinden ziyade, ilçe ölçeğinde doğru okunur ve ancak bu şekilde yönetilebilir. Afetlerle mücadele, sadece olay anındaki müdahaleden ibaret değildir. Asıl olan, her ilçenin kendi risk profilini doğru şekilde analiz ederek önleyici tedbirlerini almasıdır” ifadelerini kullandı. AFETLER KONUSUNDA YAPILAN ÇALIŞMALAR HER ŞEYİN ÖTESİNDE İnegöl Belediye Başkanı Alper Taban ise oldukça kıymetli bir toplantıya ev sahipliği yaptıklarını belirtti. İnegöl’de şehir için atılan her adımın değerli olduğunu ancak afet yönetimi konusundaki çalışmaların her şeyin üzerinde yer aldığını vurgulayan Başkan Taban, “Öncelikle kendimizi ve üzerinde yaşadığımız toprağı tanımak zorundayız. Geçmişte de bu yönde tespitler ve çalışmalar yapılmıştı ancak günümüzde bilim hızla gelişiyor. Çok değerli akademisyenlerimiz, üniversitelerimiz ve meslek temsilcilerimiz mevcut. Bu sayede her geçen gün yeni veriler ortaya çıkıyor. Bunlar, geçmişteki çalışmalarla harmanlandığında daha hızlı yol almamızı sağlayacak tespitlere ulaşmamıza imkan tanıyor. Ülke düzeyindeki planlar önce il düzeyine, bugün ise gördüğümüz üzere artık ilçe düzeyine indirilmiş durumda. Bu vizyoner çalışmalarla hem devletimizle hem de AFAD’ımızla gurur duyuyorum” şeklinde konuştu. İNEGÖL’ÜN AFET RİSK PROFİLİ ELE ALINDI İnegöl Kaymakamı Eren Arslan da çalıştayda katılımcılara hitap ederek, oldukça kıymetli bir çalışma için bir araya gelmiş olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve katılımcılara başarılar diledi. Açılış konuşmalarının ardından sunum aşamasına geçildi. Yapılan konuşmalarda; bilimsel veriye dayalı planlamanın, kurumlar arası koordinasyonun ve yerel risk analizlerinin önemi vurgulandı. Çalıştay boyunca akademik sunumlarla İnegöl’ün afet risk profili detaylıca incelendi. Teknik oturumlarda ise alanında uzman akademisyenler, Bursa ve İnegöl’ün afet risklerini bilimsel veriler ışığında analiz etti. Öğleden sonra gerçekleştirilen tematik masa çalışmalarıyla devam eden çalıştay, gün boyu sürdü.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.